Sigortacılıkta fırsatlar ve RİSKLER

Ernst & Young’ın Business Pulse raporunda, dünya sigorta endüstrisinde önümüzdeki yıllardaki risk ve fırsatları incelendi.

Gelişmekte olan pazarlar, potansiyel müşteri açısından sigorta dünyasına önemli fırsatlar sunmaya devam ediyor. Ancak, önümüzdeki yıllarda, gelişen ülkelerde uluslararası sigorta operasyonlarına kısıtlama getirebilecek korumacı siyasi ortam riskinin söz konusu olduğu da belirtiliyor.

DÜNYA çapında yaklaşık 140 ülkede faaliyet gösteren uluslararası denetim ve danışmanlık hizmetleri firması olan Ernst & Young’ın (EY) raporlarını, bundan böyle Sigortacı Gazetesi’nde belirli aralıklarla yayınlayacağız. Ernst & Young, günümüzde ve gelecek birkaç yıl boyunca sigorta şirketlerinin karşı karşıya kalacağı ilk 10 riski ve fırsatı inceleyen “Business Pulse” adlı sigorta raporunu yayınladı. EY, 2011 yılından önce yalnızca risklere odaklanan yıllık raporlar çıkarırken, bu yılki araştırmasında hem riskleri hem de fırsatları inceledi. Bu rapor, dünya çapındaki gelişmiş ve gelişmekte olan piyasalardan 65 şirket üzerinde EY’nin yürüttüğü örnek bir araştırmayı temel alıyor. Raporun isminden de anlaşılacağı gibi araştırmanın nabzını tutan maddeler de şu şekilde sıralanıyor: Riskler, fırsatlar ve ortaya çıkan zorluklar hakkındaki mevcut düşünceler, “İlk 10” listesinin doğurduğu temalara çift yönlü bir perspektiften bakış ve sektördeki yöneticilerin ve Ernst & Young uzmanlarının beklentileri.

Business Pulse’ın, sigorta sektörüyle ilgili birkaç kilit tespiti de bulunuyor. Raporun çıkardığı sonuçlara göre, şirketler müşteri odağını bir defada bir bireyin taleplerini karşılayacak şekilde yeniler vaziyette. Mevcut durumların oluşması, kesin kararların alınmasını gerektiriyor. Ayrıca raporda, şirketlerin maliyette rekabet gücü elde etmek için işlerine esneklik kazandırdığı belirtilirken, düzenlemelerin daha etkili bir risk yönetimine kapı açabileceği ve sektörde paydaş güvenini artırabileceği bilgisi de aktarılıyor.

SİGORTACILIK SIKI DÜZENLEMELERİN KISKACINDA

Araştırmaya göre, sigorta sektörü sermaye dağılımından komisyon oranlarına kısıtlı yatırım gelirlerinden müşteri ilişkilerine kadar her şeye ilişkin sıkı düzenlemelerle dolu bir ortamla başa çıkmaya devam ediyor. Son yirmi yıla bakıldığı zaman, uluslararası ticari entegrasyon, sigorta şirketleri için daha iyi bir pazar erişimini de beraberinde getirdi. Gelecek on yıl için, bazı gelişmekte olan ülke hükümetleri tarafından uluslararası sigorta operasyonlarına ilişkin daha sıkı kısıtlamalara neden olabilecek, gittikçe korumacı hale gelen bir ortam riski söz konusu olduğu düşünülüyor. Gelişmekte olan ülke hükümetlerinin, kendi yerel finansal hizmetler sektörlerini desteklemeyi amaçlarken, sermaye ve sınır ötesi reasürörler üzerine sıkı gereklilikler getirebileceği de aktarılıyor.

Raporda, sigortacıların kazanç sağlarken sermayeyi optimize etmeye, operasyonel esnekliği arttırmaya ve maliyetleri yönetmeye odaklanması gerektiği de belirtiliyor. Risk yönetimindeki gelişmelere karşın yeni bir salgının, mevcut sağlık hizmetlerinin kapasitesini yetersiz kılabileceğinden, ekonomilere zarar verebileceğinden ve sosyal kargaşaya neden olabileceğinden de söz ediliyor. Rapor, ciddi bir salgın durumunun, 5 ila 10 yıl içinde ortaya çıkmasının olası bir risk olduğunu bildiriyor. Business Pulse, sigorta sektörünün iş gücü kesintileri ve daha yüksek hasar ödemeleri gibi etkileri beraberinde getiren bir salgının neden olabileceği kriz karşısında en korunmasız sektörlerden biri olduğunu da özellikle vurguluyor.

KOŞULLAR İYİLEŞTİKÇE REKABET GÜCÜ KORUNMALI

Business Pulse raporuna göre, sigorta şirketlerinin, maliyetlerdeki rekabet gücünü korurken iş yapılarının tüm bileşenlerine esneklik kazandırması gerekiyor. Bu da, sermaye yapısının optimizasyonuna ve maliyet azaltımı ile gelir üretimini kapsayan aktif-pasif stratejilerine odaklanılmasını gerektiriyor. Araştırmaya göre, maliyetlerdeki rekabet gücüyle ilgili durum ve alınabilecek tedbirlerse şu şekilde belirtiliyor:

“Hâlihazırda çok önemli görülmese de sermaye sorunları, 2015 yılında maliyetlerdeki rekabet gücünde başlıca bir risk olarak karşımıza çıkacak. Dağıtım ve ürün geliştirme kabiliyetlerininse iyileştirilmesi gerekecek.”

Bunların yanında, yayınlanan raporda zayıf büyümenin gözlemlendiği mevcut ortamın, sigortacıları iş modellerinde maliyet azaltma amaçlı düzenlemeler yapmaya ittiğine yer veriliyor. Rapor ayrıca, piyasa koşulları iyileştikçe, sigortacıların dağıtım yönetimi ve ürün geliştirme dahil olmak üzere büyüme odaklı kapasitelere eğilirlerken maliyette rekabet gücünü korumaları gerekeceğine de dikkat çekiyor.

Business Pulse’a göre düzenlemeler, kurumsal yönetişimle kurum çapında etkili risk yönetimini gerektiren büyük bir yük durumunda. Düzenleyici ve kanun koyucuların müşteriler için adil sonuçların kazandırılmasına yönelik kararlılığının, sigorta sektöründeki güveni artırmaya da yardımcı olacağının aktarıldığı raporda, paydaş güveniyle ilgili verilen bazı bilgilere de şu şekilde yer veriliyor:

“Düzenlemelerin sigortacılar için kilit zorluklardan biri olarak kalması beklenirken, yönetişim başarısızlıkları, gelecek iki yıl boyunca makroekonomik ortamda beklenen iyileşmelerin neden olduğu bir risk olarak azalacak. Bunların yanı sıra, tüketicinin sigorta sektörüne olan güveni, büyük ölçüde sigortacıların adil sonuçlar sunabilme kabiliyetine dayanıyor. Mevcut olan küresel ekonomik ortam, güven erozyonu için bolca neden sunmakla birlikte, yürürlüğe konan veya teklif edilen düzenleyici değişikliklere de neden oldu. Sermaye gereksinimi gibi önemli alanlarda küresel standartların eksikliğinin neden olduğu çatırdayan küresel düzenleyici manzara, düzenlemeyle ilgili risklerin neden böylesine bir endişeye yol açtığını açıklar nitelikte.”

DEĞİŞEN TÜKETİCİ DAVRANIŞLARI

Müşteriye erişim konusunda da önemli bilgiler aktaran Business Pulse raporuna göre, değişen tüketici davranışlarından yararlanabilecekleri dağıtım kanallarını modernleştirebilen şirketler için, potansiyel müşteri fırsatları da oldukça cazip. Konuyla alakalı olarak, oluşan veya oluşabilecek durumlar hakkında yapılan araştırmaya yer verilen raporda şu bilgiler bulunuyor:

“Mevcut ve gelecekteki ekonomik ortam, sigorta sektörünün yeni müşteriler kazanma kabiliyeti için ciddi bir risk teşkil ediyor. Yükselen piyasalardaki büyümenin, önümüzdeki iki yıl boyunca müşteri kazanımı için en büyük fırsat olmaya devam etmesi bekleniyor. Yeni müşterilerle temasa geçilmesi, yatırım gelirlerine artık bel bağlayamayacak olan sigortacılar için su üstünde kalmanın en önemli unsurlarından biri. Sigortacılar, hizmet ücretlerinden elde ettikleri gelirin payını artırıyor ve böylece varlık yönetiminin beraberinde getirdiği ve 2008’den önce bel bağladıkları büyüme modellerinden uzaklaşıyor.”

OPERASYONEL ÇEVİKLİĞİ DOĞRU DEĞERLENDİRMEK ÖNEMLİ

Öte yandan, operasyonel çeviklik konusuna da değinilen Business Pulse raporunda, bir değişime yanıt verebilecek ilk aktör olmanın rekabette bir avantaj olduğu belirtildi. Çevikliğini gerçekçi bir şekilde değerlendirebilen bir şirketin, değişebilirlik ve riske duyduğu iştahın derecesini değerlendirirken daha iyi bir konumda olacağı bilgisini aktarılan araştırmada, demografik değişikliklere yanıt vermenin, yatırımdan elde edilen gelirin kısıtlı olduğu bir dönemde piyasa fırsatlarını da beraberinde getireceği vurgulandı.

Operasyonel çevikliğin, değişen piyasalara hızla adapte olma kabiliyetine bağlı olduğu söylenen raporda, müşteri beklentilerinin karşılanması için, siber güvenlik ve risk yönetimi konularının daha detaylı bir şekilde benimsenmesi gerektiği bildirildi. Araştırmada ayrıca, teknolojinin ve analitik araçların, kilit yetkinliklere etkili bir şekilde entegre edilmesinin hayati önem taşıdığı ifade ediliyor. Yeteneklerin istihdam edilmesi ve korunmasının sağlanmasının da, CIO’nun rolünün genişletilmesi ve belirli alanlarda uzmanlaşmış sigorta becerilerine sahip kişilerin işe alınmasıyla bağlantılı olduğu vurgulanan araştırmada, inovasyonun artık stratejik bir zorunluluk olduğunun da altı çiziliyor.